ORGAZM - ORGAZM OLAMAYAN KADINLARA TAVSİYELER

ORGAZM - ORGAZM OLAMAYAN KADINLARA TAVSİYELER 

Kadınlarda orgazm, çoğunlukla direkt klitoris uyarısıyla oluşmaktadır. Bu konuda yapılan kısıtlı sayıda çalışma, direkt klitoral uyarı olmadan orgazm olabilen kadınların oranının ancak % 30 olduğunu göstermektedir. 

Bu nedenle kadında orgazm olamama durumunu öncelikle, “hiç orgazm olamama” ve “cinsel ilişkide orgazm olamama” şeklinde ayırmak gerekir. Orgazm olamayan bir kadın, ilişki esnasında kendini orgazm taklidi yapmak zorunda hissedebilir. 

Bunu yapmasının nedeni, eşine kendisinin “yetersiz” olduğu duygusunu yaşatmamak ve öte yandan da, yine eşinde kendisinin “yetersiz olduğu” kanısını uyandırmayı engellemektir. 

Bu tür bir uygulama, problemin daha da karmaşık hale gelmesine neden olur. Zira orgazm olamayan bir kadın için eşinin yapacağı etkili bazı değişiklikler söz konusuyken, böyle bir durumda bunlar gündeme gelmez ve erkek “her şeyin normal gittiğini” düşünmeye devam ederek, bir değişiklik yapma gereği duymaz. 

Kadının Orgazm Olmasının Sağlanması İçin İlişkide Ne Tür Değişiklikler Yapılabilir? 

Öncelikle şunun vurgulanması gerekir. İlişkide “aynı anda orgazm olunması” diye bir gereklilik yoktur. Esas olan, fizyolojik ve anatomik gerçekler nedeniyle “kadının ya eşiyle beraber ya da eşinden önce” orgazm olmasıdır. 

Erkek orgazm olduğu andan itibaren, “Refrakter Periyod (penisin cinsel birleşme için tekrar sertleşinceye kadar geçen ara süre)” adı verdiğimiz döneme girer. Bu dönemde, ereksiyon (penisin sertleşmesi) etkinliğini kaybetmeye başlar ve erkeğin yeni bir ilişkiye fizyolojik ve ruhsal olarak hazır olması, belli bir süre gerektirir. Bu süre erkekten erkeğe değişmekle beraber, 5-10 dakikadan birkaç saate kadar uzayabilir. 

Aynı gece de, arka arkaya bulunulan ilişki sayısı arttıkça, refrakter periyodun süresi de uzar. Bu erkeklerin bir gerçeğidir. Kadınlarda ise bu Refrakter Periyod “ya çok kısadır ya da yoktur.” 

Kadınlar, aynı gecede arka arkaya defalarca orgazm olabilirler ve hatta aynı ilişki içerisinde bile çok sayıda orgazm olabilirler. Buradan çıkan sonuç; erkeğin, kadının orgazm olabilmesi için gerekli koşulları sağlamak için çaba göstermesi gerektiğidir. 

Kadının Orgazmı Yaşayabilmesi İçin Çiftlere Düşen Görevler 

• Erkeğin, kendisinin orgazma ulaşmak için geçen süreyi mümkün olduğunca uzatması gereklidir. Erkekler, çok kısa sürelerde orgazm olabilirlerken, kadınlar için orgazm olabilme süresi çok daha uzundur. Bu süre, bir yandan kadının ilişkiye ruhsal ve fiziksel olarak ne kadar hazır olduğuyla, öte yandan ilişkide kadının duyarlı bölgelerinin ne kadar uyarıldığıyla ilgilidir. 

• Çoğu kadında, orgazm için direkt olarak klitoris uyarısı gerekir. Her kadının anatomik yapısı farklı olduğundan çiftlerin, kadının klitoral olarak en iyi uyarılabildiği ilişki pozisyonunu seçmeleri gerekir. Klitorisin en iyi uyarıldığı ve çiftin yüz yüze bakması nedeniyle, emosyonel özellikleri (duygusal bağlılık ve duygusal temasın daha ağırlıklı olduğu pozisyonlar) en güçlü pozisyon, erkeğin üstte olduğu; klitorisin en az uyarıldığı ve yüz yüze bakılmaması nedeniyle duygusal temasın en az olduğu pozisyon ise, kadının arkasını döndüğü ve erkeğin arkada olduğu pozisyondur. Ancak bu her kadın için geçerli olmayabilir. Bu yüzden kadın, eşine en çok hangi pozisyonda uyarıldığını hissettirmeli ya da direkt söylemelidir. 

• “Ön sevişme döneminin” uzun tutulması gerekir. Kadınlar için, “ön sevişme dönemi” çok önemlidir. Kadınların ilişkiye hazır olmaları, erkeklerdeki kadar kolay değildir. Yeterince hazır olunmadan ilişkiye başlandığında, genital bölgenin gevşemesi ve kayganlaşması yetersiz olduğundan, ilişki kadın için tatsız bir deneyime dönüşebilmekte ve doğal olarak böyle bir ilişkide orgazm, söz konusu bile olmamaktadır. Kadın hazır olduğu mesajını eşine verebilmeli, erkek de bu mesajı alabilmelidir. Burada unutulmaması gereken diğer bir önemli nokta ise; ön sevişme döneminin, gereğinden fazla uzun tutulmasının da, hem erkeğin hem de kadının orgazm olma süresini ve orgazm şiddetini olumsuz etkilediğidir. 

• Erojen bölgeler adı verilen bölgelerin, kadın orgazmına katkısı ihmal edilmemelidir. Erojen bölgeler adını verdiğimiz bölgeler, kadından kadına değişmekle beraber, sıklıkla; meme uçları, kulak arkaları, bacakların iç yüzleri ve omuz, ense, boyun gibi bölgeler kadının en erojen bölgeleridir. Kadın eşine, ön sevişme dönemi boyunca ve tüm ilişki boyunca, erojen bölgelerinin dokunulmasından hoşlandığı mesajını verebilmeli, erkek de bu konuda duyarlı olmalıdır. Erojen bölgelerin uyarılmasının, kadının ilişkiye daha hazır olmasının sağlanması yanında, orgazm olmasını kolaylaştırıcı özellikleri olduğu da unutulmamalıdır. 

• Bir kadın her ilişkide vajinal yoldan orgazm olamayabilir. Bazı kadınlar, vajinal yoldan hiç orgazm olamazken; bazıları bazı ilişkilerde olurlar, diğerlerinde olamazlar. Vajinal orgazm, öğrenilmesi gereken bir orgazm türüdür ve bir kadının, defalarca ilişkide bulunmadan vajinal yoldan orgazm olabilmesi beklenmemelidir. Vajinal orgazm olunamadığında, ilişkinin herhangi bir zamanında kadının direkt klitoris uyarısıyla orgazm olmasına imkan tanınabilir. Bu o kadar da anormal bir durum değildir. 

• “Penis boyu nevrozu (takıntısı)”, terk edilmelidir. Vajinanın üst 2/3’lük bölümü (vajina girişinden sonraki kısım, rahime kadar uzanan yaklaşık 12 cm.’lik kısım), embriyolojik gelişim açısından, alt 1/3’lük (vajina girişindeki kısım, vajina girişinden itibaren yaklaşık 6-7 cm.’lik kısım) bölümünden çok daha farklı bir bölgeden gelişmektedir. Bu nedenle bu iki bölgenin fizyolojik ve anatomik özellikleri birbirinden oldukça farklıdır. En bariz farklılık, sinir liflerinin dağılımındadır. Alt 1/3’lük kısım (vajina girişi), zengin bir sinir ağına sahipken; üst 2/3’lük kısımda, sinir lifleri nispeten daha azdır hatta cinsel zevk ve tatmin açısından hiç yoktur. Bu nedenle alt 1/3’lük kısım; dokunma, ağrı gibi duyaranlara çok daha hassastır. Her zaman belirttiğim gibi; vajinanın bu özelliğinden dolayı, penis uzunluğunun kadının “tatmin olmasıyla” hiçbir ilişkisi olamayacağının da göstergelerinden biridir. Penis, zengin sinir lifleriyle çevrelenmesinden ötürü vajinanın en çok alt 1/3’lük (vajina girişi) kısmını uyarmaktadır. Bazı okuyucular, “erkeklerin de erojen bölgeleri yok mu, erkekler bu kadar mekanik varlıklar mı” gibi bir düşünceye kapılabilirler. Ancak konumuz; “ilişkiden alınan zevkin nitelikleri” değil, “kadının orgazm olamaması” olduğundan, bu konuya odaklandırıyorum ve bu nedenle de kadının yapısal özelliklerinin, orgazm olmasına etkilerini erkeklerle arasındaki farkı vurgulayarak açıklamaya çalıştım. Yukarıdaki önlemlerle, orgazm olamama problemi giderilemediğinde yapılması gereken, bir Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanına başvurmak ve genel bir jinekolojik muayeneden geçmektir. Her ne kadar, kadında orgazm olamama nadiren jinekolojik bir nedene bağlı olsa da, kural olarak ilk başvuru jinekolog olmalıdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Râbi'â Şerm-î Kadınefendi

İstanbul, Bayrampaşa İlçesinin Tarihi

MÜTEVEKKİL Abbasi Halifesi