Dolmabahçe Sarayı’nın Eşsiz Güzelliği
Dolmabahçe Sarayı’nın bulunduğu alan, Boğaziçi’nin en büyük koyuydu. Ancak zamanla bataklığa dönüştü ve 17. yüzyılda bu nedenle doldurulmaya başlandı. Daha sonra ise bu atıl alan bir has bahçeye dönüştürüldü ve üzerine yapılan yapılar Beşiktaş Sahil Sarayı adıyla anılmaya başlandı. Fakat Sultan Abdülmecit tarafından bu yapılar yıkıldıktan sonra yerine bugün ki ihtişamıyla karşımızda duran Dolmabahçe Sarayı yapıldı.
Sarayın yapımına 1843 yılında başlandı ve o tarihten bu yana İstanbul’un en sevilen mimari yapılarından biri oldu.
İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde, Boğaziçi’nin muhteşem manzarasına hakim bir konumda yer alan Dolmabahçe Sarayı, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde kalbinin attığı yerdir. İmparatorluğun son sultanlarına ev sahipliği yapmış olan bu zarif yapıyı, II. Mahmud inşa ettirdi.
Dolmabahçe, Osmanlı mimarisinin en özgün eserlerinden biri olarak İstanbul tarihi yerler tarih listesinde yerini alıyor. Sarayın dış cephesi, Beylerbeyi Sarayı ile paralel bir estetikle süslü. Ama asıl büyü, ana giriş kapısından itibaren başlıyor. Muhteşem bir merdivenle çıkılan avlu, ziyaretçilere adeta saltanat hissettiriyor. Ardından karşınıza çıkan köşk ise, tarihin ve estetiğin birleştiği yerde duruyor.
Dolmabahçe’nin belki de en önemli özelliği, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün son günlerini burada geçirmiş olmasıdır. O dönemlerden bugüne, bu tarihi yapı, Milli Saraylar arasında özel bir yere sahiptir.
İstanbul’a yolunuz düşerse, bu eşsiz tarihi yapıyı ziyaret edip, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerine tanıklık edebilirsiniz. Dolmabahçe Sarayı, her köşesinde tarih barındıran nadide bir eser. Siz de bu tarihi deneyimi yaşamak istiyorsanız, bir an önce bu sarayın kapılarını çalmalısınız!
Yorumlar
Yorum Gönder